Bir 27 Mayıs Bakışı da Benden

Zaman geçiyor. İlerliyoruz. Teknolojideki gelişmeler hızla devam ediyor. Peki medeniyet ne alemde? Zatı-alileri bir yerlerde mola vereli binlerce yıl oldu. Bir çeşme başında yemeğini yedikten sonra mışıl mışıl uyuyordur.

Hesiodos denen ve milattan önce 750-650 yılları arasında yaşayan yani bugün için yaklaşık olarak 2720 yaşında olan bir arkadaş “Günümüz gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar” demiş. Yine bu arkadaş “İnsanlar bir gün mutlu olacak” sözünün de sahibi. Çok tanıdık sözler.

Bu sözleri Hesiodos arkadaşımın söylemesine gerek var mı ya da illa birine söyletmek lazım mı? Bana söylediğimiz bir konuya bir ayet/hadisin önce arapçasını sonra türkçesini söylediğimiz günleri hatırlattı. Söylediğimiz konuya illa itiraz edilemeyecek birinden destek almalıyız ya, öyle.

Bugün 27 Mayıs. Ülkenin bir başbakanının asıldığı darbenin adı ve tarihi. Kişisel olarak o başbakanı sevmem ama asıldığı ve nasıl asıldığı önemli. Sen çıkıyorsun, sana hizmet etmen için verilen gücü kullanıp ülkenin (İsraili tanıyan) başbakanını asıyorsun. İslam ülkeleri için garip değil. Sisi biti hala iktidarda.

Ancak ve lakin; başbakanın asılmasına karar verildiği mahkemeyi, salim başol denen kişiyi, mahkemede başbakana yapılanları, hasta başbakana “iyidir, sağlamdır” raporu veren doktor heyetini düşününce o günlerden bugüne ülkede değişen bir şey olmadığı göze çarpıveriyor. Salim başol denen kişinin başbakanı aşağılayıcı tavır ve ifadelerini bizzat kendim devletin kıymetli dairelerinde gördüm. Devletin hizmet etmek için verdiği gücü milleti ezmek ve eziyet etmek için kullanan memur müsveddesi o kadar çok ki. Devlet demir yumruk olmaktan kurtulamamış, zihniyet değişmemiş, gram ilerleme olmamış. Salim başolun mahkemesinde yapılanları mahkemelere ulaşmadan karakollarda görüyor, mahkemelerden hala “adalet nirede” diye şikayet ediyoruz. Hala başbakanın etrafındakilerin yaptığı gibi yolunuyoruz. Yolunan millet, değişmedi ama ve sadece yolanlar değişti. Diğerleri olmak için fırsat kolluyorlar.

Olayı üzüntüyle anıyorum. Olayın içindeki hiç kimseyi hayırla yad etmiyorum. Mahkeme hakimlerini ve doktor heyetini lanetle anıyorum. O zamandan bu zamana hiçbir gelişme göstermeyen milletin biraz olsun kendine gelmesini ümit ediyor, yatağıma doğru gidiyorum. Uyuyayım, uyku mutluluktur. Cehalet gibi.