Ben. Yüce Ben.

Yüce Ben, yani Alpaslan Akıcı.
Yani sevdanın vücut bulmuş hali.
Kısmetten öte yol var mı ki öteye yol arayayım?
Yol O’nun, varlık O’nun. Malın sahibi O.
Ondan öte yol mu var?

O halde yollar Onda son bulur.
Geriye bir tek sevda kalır, aşk kalır.

Bir O kalır.

Yüce Ben, Osmaniye’de, öğretmen bir anne-babanın oğlu olarak dünyayı şereflendirdim. İlk ve orta öğrenimimi Osmaniyede tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektrik-Elektronik Öğretmenliği Bölümünü bitirdim.

Kısa süren özel şirket deneyiminden sonra Kars GAMP Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde öğretmenliğe başladım. Kısa süren deneyim ve yaşanan güzel şeylerden sonra Osmaniye Teknik ve Endüstri Meslek Lisesine atandım.

Karşılaştırmak gerekirse Kars daha güzel bir çalışma ortamı idi. Osmaniye; ilgisiz öğrencilerin, kozmopolit bir ortamda gergin, asabi ve yaptığı gereksiz hareketleri beğenen insanların olduğu karışık bir şehir. Yolda yürümesini, taşıt kullanmasını bilmeyen, eğitilmek istemeyen insanların şehri. Ülkeyi gayet güzel yansıtan bir şehir. Korku şehri. Beceriksiz insanların kendilerinde yetki gördüğü, kendini devlet memuru olarak gören insanların hizmet etmeye yemin ettiği milleti aşağıladığı, devlet hiyerarşisinin işlemediği, kanuna uygun işler yapılan değil yapılan işlerin kanuna uydurulduğu bir şehir. Darbenin olduğu gün karakolundan dışarı çıkmaya korkan polisin kendini her yere girme ve herkese istediği müdahaleyi yapma hakkını gördüğü bir şehir. Kısaca minik Türkiye.

Yılların ardından hala burada ve aynı okulda çalışıyorum. Anladım ki sona kadar devam edeceğiz. Kısmetten öte yol yok. Olsun;sonuçta yollar Onda son bulur. Geriye bir tek sevda kalır, aşk kalır. Geriye bir tek O kalır. Ondan başka bir dost ve bir yardımcı yoktur.